Yükleniyor... Lütfen Bekleyiniz!

Başkan Vergili BRTV Ekranlarında Açıklamalarda Bulundu

Başkan Vergili BRTV Ekranlarında Açıklamalarda Bulundu

Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili, BRTV ekranlarında Zafer Acar ile Gündem programının canlı yayın konuğu oldu. Vergili, Zafer Acar´ın sorularını yanıtlayarak Belediye çalışmalarına yönelik bilgiler verdi.

07.08.2019 / 112 Okunma



Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili konu başlıkları şeklinde şu açıklamalara yer verdi;

Şehir Parkı
Arazi teminleri, yapım işleri istediğimiz hızla gitmiyor. Bu arazi temini bizim 8 yılımızı aldı. Orada 20 dönüm arazi üzerine biz bu düzenlemeyi yaptık. Hemen yanında 10 dönümlük bir arazimiz var. Belki alanı genişletebiliriz. Tabi park yeri ihtiyacını göz ardı etmemek lazım. Biz burayı yapmak istediğimiz zaman "seçim yatırımı" diyorlardı. Bizim her projemiz bir seçim yatırımıdır. Eğer biz bunu seçimlerden önce yapmış olsaydık bizim oyumuz çok farklı bir şekilde artmıştı. İnsanlara ne kadar kaliteli hizmet sunarsanız insanların tercihi o kadar fazla sizden yana olur. Bu projelerde bizim ufak tefek eksiklerimiz tabi ki oldu. Projeler insanlar tarafından kullanılmaya başladığı zaman ufak tefek bu sorunlar bize bildiriliyor. Bizde bu sorunları hızlı bir şekilde gidereceğiz. Örneğin biz yapmış olduğumuz bu kamelyaları yağmurdan korunmak amaçlı değil de bir gölgelik olarak düşünmüştük. Yağmur yağdığında bu çatılardan damlamalar olduğunu öğrendik ve hemen bu sorunun giderilmesi ile ilgili talimatımızı verdik. Yine mescit ihtiyacı için çalışmaları başlattım. Şehir Parkı'nın bir taraftan ihtiyaçları giderilirken bir taraftan da gelişimi devam edecek.

Kanyon Park Spor Vadisi Projesi
Bu sene başlayıp önümüzdeki Ağustos ayında Spor Vadisi de kullanıma açılacak. Şu anda orayı yapan müteahhidin ihalesinin iptali Bakanlıktan onaylandı, geçen hafta bize geldi. Şimdi 15-20 günlük bir süremiz var.  Sonrasında hızlı bir şekilde ihaleye çıkacağız. Önümüzdeki senin gözde mekanı da Spor Vadisi olacak. Gelecek yıl hem Safranbolu'ya hem Karabük'e bir hizmet, eğlence alanı sunmuş olacağız.

Karabük kademe atladı. Yaptığımız işlere de kalite gelmeye başladı. Bu zaman içerisinde edinilen bir tecrübe. İnsanlarımız sosyal medyada gördükleri gibi kullandıklarının en iyisini istiyor. Bu da hizmet kalitesini bir üst sınıfa taşıyor. Bundan sonra yapılacak sosyal donatıların hepsinin hizmet kalitesi bir sınıf daha üst olacak. Yine Spor Vadisi'nin üstünde çok güzel bir düğün salonu olacak. Gariban vatandaşlarımızın düğünlerini yapabilecekleri bir salon olacak. Belki zenginler bile buraya gıpta ile bakacaklar. İnşallah bunların hepsini tamamlayacağız.

Karabük - Safranbolu Kesintisiz Ulaşım Projesi
Biz ne söz vermişsek bu güne kadar yerine getirdik. Bizim konuşup ta bugüne kadar yapmadığımız hiç bir projemiz yok.  Bu seneki seçimde verdiğimiz vaatlerimiz ile ilgili de çalışmalarımız başladı. Evvela Kesintisiz Ulaşım Projesi ile ilgili çalışmalarımız başladı. Ankara'dan genç arkadaşlarımız geldi ve çalışmalarına başladı. Nerede alt geçit yapacaklar, nerede üst geçit yapacaklar bunlar ile ilgili çalışmalarını tamamlamak üzereler.  Bu çalışmalar yapıldıktan sonra biz hızlı bir şekilde ihaleye çıkmaya başlayacağız. Bizim hedefimiz yıl sonuna kadar proje çalışmamızı kısmen tamamlayıp 2020'de de bir yerden başlama istiyoruz.

Kara Yolları jeolojik etütler yaptırıyor. Demir Çelik Kavşağının üstünde ciddi çalışmalar yapıyorlar ama bizim elimize gelen projeler seçim döneminde Kara Yolları'nın logosu kullanılarak insanlara gösterilen projeler ile hiç bir alakası yok. Biraz daha karmaşa haline gelmiş. Ben geçenlerde imar müdürümü Kastamonu bölgeye yolladım. Bu projelerde çok büyük bir yanlışlık olduğunu, ileride şehir merkezindeki trafik sorununu daha da çok artırabileceğini ve yeni çalışma yapmalarını kendilerinden talep ettik.

Bilim Teknoloji Merkezi Projesi
Bilim Merkezi ile ilgili biz bir komisyon kurduk. Üniversiteden de bu komisyonu talep ettik. Bu merkezin nasıl bir merkez olacağı ile ilgili komisyon çok hızlı bir şekilde çalışıp bize raporlar sunacak. Ben üniversitenin mutlaka bu proje içerisinde olmasını istedim. Rektör beyde sağ olsun konuyla ilgilendi ve kendi görüşlerini de beyan etti. "Türkiye'den ve yurt dışından birkaç tane Bilim Merkezi'ni gezelim, buna göre karar verelim" dedi. Şunu da söyledi; "Ben kendi komisyon görevlilerimin tümünün seyahat giderlerini ben karşılarım" dedi. Bu çok önemli bir yaklaşım. Benim için önemli olan buradaki gençlerimize, çocuklarımıza faydalı olabilecek Bilim Merkezi'nin formatının tespitiydi. Benimki bir ana fikirdir.  Bu işi akademisyenler yönlendirir.

Belediye Sağlık Tarama Tedavi Merkezi Projesi
Yine aynı şekilde Sağlık Tarama Merkezi ile ilgili de bir komisyon oluşturduk. Bu komisyonun içerisine dışarıdan da kişiler aldık ve komisyon çalışmaya başladı. Biz yer tespitlerini yapıyorken komisyon ise Sağlık Tarama Merkezi'nin çalışma dizaynının nasıl olacağı ile ilgili bir rapor ortaya koyacak. Sonrasında ise bir projeciye "Biz sizden şu şekilde bina istiyoruz" diyeceğiz ve projemizi tamamlattıracağız.

33 Trilyon kaynak bu projelerin başlangıcı için iyi bir bedel ama biz bu projelere çok daha fazla kaynak bulacağız. Şu anda ki kalitemiz bir Şehir Parkı kalitesinden daha fazla olacak. Ben bu  iki proje ile ilgili Avrupa standartlarını yakalayacağımızı düşünüyorum. Bilim Merkezi benim için çok önemli bir proje.  Türkiye'de örnek bir Bilim Merkezi'nin yapılması için ne gerekiyorsa yapacağım. Ben bununla ilgili geri kalan destekleri de bulurum. Birileri gelir yine canımızı sıkar. Geldiği zaman bizde bu işe bakarız.

Ben Almış Olduğum Parayı Kuruşuna Kadar Karabüklüler İçin Aldım ve Karabük Belediyesi'nin Kasasına Teslim Ettim
Biz bu parayı nasıl aldık onu anlatayım. Marzinc'in bir problemi vardı burada. Marzinc zamanında buradaki izinleri alırken bize beyan etmiş olduğu gibi bir çalışma düzeni kurmamış. Bunu da fark eden benim. Bizim bunlardan para almak gibi bir düşüncemiz yoktu. Ben orada bir cüruf dağı gördüm, gittim analizlerini yaptırdım ve tamamen tehlikeli atık madde olduğunu gördüm. Marzinc bize atık maddenin tehlikesinden de bahsetmedi. "Bunları hızlı bir şekilde şehir dışına taşıyın, fabrikayı kontrol etmemiz ile ilgili bize gerekli izinleri verin ve müşterek bir çalışma içerisinde devam edelim" dedik. Bu arkadaşlarımız belirli yerlerden güç aldıkları için bizim bu söylediklerimizin hiç birisini ciddiye almadı. Tabi biz ne gerekiyorsa yaptık. Öncelikle bu cürufları şehir dışına çıkarttırdık. Fabrikayı Avrupa standartlarında çalışır duruma getirttik. Sonrasında "Gelin kardeşim sizin Karabük'e borcunuz var" dedik ve onlara ceza kestik. Ben yapmış olduğum anlaşmaların hepsini götürdüm Belediye Meclisi'nde tasdiklettim ve bu parayı böyle aldım. Ben gayri meşru bir para falan almadım ki. O tarihte propaganda esnasında da konuşuyorlardı. Seçim döneminde konuşan tüm arkadaşların hepsi Marzinc'ten yardım almış. Evvela CHP İl Başkanı bunun cevabını verecek. Gidip de Marzinc'in halk toplantılarında propagatörlük yapacaklarına belediye seçimlerinde almış oldukları bu bedellerin kaç para olduklarını açıklasınlar topluma. Aynı şekilde Ak Partili arkadaşlarda açıklayacaklar. Beni Marzinc ile suçlayanlar bunların cevabını en kısa süre içerisinde kamuoyuna verecekler. Ak Parti İl Başkanı da bunun hesabını verecek. "Almadım" da diyebilir. Açıklama yapacaklar. Ben almış olduğum parayı kuruşuna kadar Karabüklüler için aldım ve Karabük Belediyesi'nin kasasına teslim ettim. Eğer beni Türkiye'de para ile satın alabilecek birisi varsa buyursun gelsin aldın. Ben bu işi Allah rızasın için yapıyorum.  Allah bana Karabük'e vefa borcumu ödemeyi nasip etti. Bize kimse şaibe yakıştırmaya çalışmasın.

Bugün çalışan bu işletme için net olarak şunu söylüyorum. Karabük'ün çevresi ile ilgili, hava kirliliği ile ilgili bu işletmenin hiç bir problemi yoktur. Bu kadar net konuşuyorum. Ama tabi bu artık Karabük'te psikolojik bir sorun haline gelmiştir. Bunları ikna edemezsiniz. Geçen gün bana Ziraat Odası Cemiyet Başkanı ile beraber bazı muhtar arkadaşlar geldi. "bizim orada bağ kuruyor, bizim orada bostan olmuyor vs." dediler. Ben bunu eskiden de duyardım.  Bunu Marzinc'e bağlamanın ne anlamı var. Bunun bilimsel bir açıklaması olması lazım. Bu konuda herkes dersini çok iyi çalışması lazım. Bu problem yavaş yavaş biter. Evvela Demir Çelik'in bundan 3-4 ay evvelki çevreye verdiği hava kirliliği Marzinc'in en az 10 bin misli fazlasıydı. Bu kadar iddialıyım. Teknik olarak buradan çıkan bir çevre kirliliğinin 10 km, 20 km ötedeki bir alanı etkilemesi söz konusu olabilir. Olmaz diye bir şey yok. Büyük Sahra'dan Amerika'ya giden kum fırtınası yıllık 30 milyon ton. Buradaki hadise şu. Demir Çelik'in toz tutma filtreleri çalışmadığı zaman havaya  salınan maddelerden bir tanesi çok yoğun kükürt dioksittir.  Bu kükürt dioksit suyla birleştiği zaman sülfürik asit olur. Ben kimyacı değilim ama dersime çalıştım. Dersini çalışmadan olayı çözemezsiniz.  Böyle bir havada 20 kilometre öteye herhangi bir tahribat verebilir. Olur mu olur, bunu ispat etmek gerekir.  Şimdi böyle bir psikolojik travma da başlamış. Bundan 3-4 ay evvel Demir Çelik'in nasıl bir tahribat yaptığını biliyoruz. Elimde zamanında Sağlık Bakanlığı tarafından yapılmış olan öyle bir rapor var ki. 1990'larda yapılmış bir rapor elime geçti. Şöyle söyleyeyim Yenice'ye kadar bu söylemiş olduğumuz maddeler gözüküyor. Yıllarca Demir Çelik'in bir tahribatı olmuş memlekette, olmamış değil. Ama bizim ekmek kapımız diye hiç kimse bir şey dememiş. Dünyadaki teknoloji de o tarihte bu şekilde.

Şimdi Marzinc ile ilgili ben bunları söylesem de birileri çıkıp "Zehir soldurttular" falan diyecekler. Etrafına baksınlar 200 metre uzağında arı yetişiyor. Ben size şunu söylüyorum. Marzinc'in eğer ağır metaller ile ilgili bir maddesi varsa buda yalnız ağız yoluyla alınan maddelerden insanın kanına geçiyor. Hava yolu ile, solunum ile vereceği bir ağır madde yok.

Size çok daha tehlikeli bir şeyden bahsedeyim.  Karabük 2009'dan 2013'e kadar içmiş olduğu suda normal bir suda olması gereken kurşun miktarının tam 30 kat fazlasını aldı. Mevsimsel olarak Nisan ve Mayıs aylarında iki katına çıkıyordu. Karabük yıllarca kurşunu su içmiş. Şimdi mesela Bulak derki "Benim suyum çok iyi". Gitsinler bir analiz yaptırsınlar Bulak'ın şuandaki kullandığı su Marzinc'ten daha tehlikeli. İçerisindeki kurşun oranına gidip baksınlar. Ben o suyu almayı düşünüyordum. Analizi yaptırdıktan sonra vazgeçtim.

Şu anda Marzinc'in denetimi bizde. Biz gördüğümüz her eksiklik ile ilgili "Fabrikanızı durdurun" diyebiliriz. Komisyon ile birlikte tutanaklarımızı tutarız savcılığa veririz. Hiç kimse bizim babamızın oğlu değil. Biz evvela Karabük'ü düşünüyoruz. Peki siz Karabük'ü düşünüyordunuz da neden siz oraları görmüyorsunuz da ben görüyorum? izin verilmiş deniyor. İzin vermeseydiniz . Bir sürü kurum var. Osman Kahveci bey o zaman Orman Genel Müdürü değil miydi? Attırmasaydı imzayı. İl Genel Meclisi üyeleri  o tarihte neden atmış imzayı? Benim en bozulduğum konu şu hem iktidar partisi hem de muhalefet partisi bunun üzerinden anti propagandasını benim üzerimden yapıyor.

Katı Atık Düzenli Depolama ve Bertaraf Tesisi Projesi
Avrupa'da bir evde eğer çöpler  kağıt, evsel atık vs. ayrı ayrı 3 poşette çıkmazsa bunun cezası  300 euro. Avrupalı cezai müeyyide  uygulandığı için medeni oluyor.  Yine sokak hayvanlarına gelelim ben Avrupa'da hiç sokak hayvanı görmedim. Sonra sordum "neden sokak hayvanı yok" diye. Orada bir hayvan sahiplenildikten sonra sokağa salınırsa bunun cezası 30 bin euro. Burada sokağa hayvan salınıyor. O da bir doğuruyor 9 tane birden her taraf köpek oluyor. Sonra devlet bize "Bunun kulağına bir çip takın aldığınız yere bırakın" diyor. Cumhurbaşkanlığı himayesinde bir proje başlıyor. Sıfır atık projesi deniyor. Sıfır atık projesi ile ilgili hiç bir yaptırım yok. Sonra vahşi depolamalardan düzenli depolamalara geçiyorsunuz ve sizin karşınıza öyle bir mevzuat çıkartıyorlar ki bundan 1,5 yıl devreye alabileceğimiz depolama tesisini Çevre Bakanlığının mevzuatı yüzünden daha hala ilerleme kaydetmeye çalışıyoruz. En son  "insan başına düşen çöp miktarını 0.8 kg dan 1.2 kg'a çıkarttık" dediler. Bugüne kadar yapmış olduğumuz 7-8 aylık çalışmanın hepsi çöpe gitti ve dediler ki siz tekrardan çed raporu almanız için hem teknik projeleme hem ihale yapacaksınız. Geçtiğimiz hafta ihalesini yaptık. Bunun için bir firmaya para veriyoruz bizim için çed raporu alsın diye. Bunu yapacak belediye, bunu yapacak KARÇEV, birlik ve birlik başkanı olan Vali bey. Bu mevzuat ne mevzuatı ben bunu anlamadım. Bize bir yerlere para vermemiz için ne gerekiyorsa yapıyorlar. Çevre Bakanlığında bir tane memuru geçemiyoruz. Size samimi söylüyorum biz çed raporunu alalım 6 ay içerisinde burayı bitiririz.

Kentsel Dönüşüm Projeleri
Kartaltepe'nin kentsel dönüşüme başlaması için piyasanın hareketlenmesi lazım. Benim gördüğüm kadarıyla hiç kimse bir şey alıp satmıyor. Tabi burada 350-400 konutun yapılması söz konusu.  İnşallah bu ekonomik sıkıntı çok uzun sürmez.  Yapacağımız kentsel dönüşümlerin hepsinin başarısı ekonomik durumların iyi olması ile başlar. Ben bugüne kadar olmayacak işlerin hayalini kurdurmadım. Bayır Mahalle programını TOKİ Başkanı ile çok ciddi konuştuk. Bununla ilgili çok ciddi temin verdi ama başlayabilir mi, başlayamaz mı tereddüdüm olduğu için açıklamak istemiyorum. Yine Devlet Demiryolları kamulaştırmaya başladılar. Kamulaştırma tamamlandıktan sonra bir yıl gibi bir süre içerisinde Demir Yolları araziyi bize teslim eder.  Demir Yollarının programı başladı ve bir şekilde bitecek. Bu araziyi de şehre entegre edip bu çevre kirliliğini de ortadan kaldıracağız.

Adatepe Mahallesi'nin yenilenmesinde onlara çok büyük bir avantaj sağladık. Piyasanın çok iyi zamanında çok iyi bir şekilde değerlendirilebilirdi. Kendilerini defalarca ikaz ettim. Bu piyasaları çok iyi değerlendirmek lazım diye.  "Siz gidin tek bir müteahhit üstünde durmayın gidin başka müteahhitler ile anlaşın gelin ben müteahhitleri anlaştırayım" dedim. Onu da beceremediler. Bir tane müteahhit ile devam ediyorlar. Sonra sıkıntı yaşıyorlar. Defalarca söyledim. Bu müteahhit benim babamın oğlu değil. Şimdi müteahhit aşağı yukarı 150 tane falan daire vermesi lazım. Mahalledeki hemen hemen büyük bir çoğunluğunda alacağı daire problemini çözmüş oluyor. Bu 150 daireyi yapabileceği yerde 2 tane arkadaşın evinin problemi kalmış.  O 2 kişide bir türlü anlaşmıyor. Müteahhit diyor ki "ben bu 2 kişi ile anlaşayım yarın temeli atar başlarım" diyor. Arkadaşlar anlaşmaya da gelmiyor. Hakkı 2 daire iken 6 daire isterim diyor. Müteahhit de "Ben 6 daire bu 2 arkadaşa verdikten sonra diğerlerine ne vereceğim" diyor.  O da haklı. 2 kişi 150 kişiyi mağdur edebiliyor. Eğer 150 kişi mağdursa 2 kişi o 150 kişiyi mağdur ediyorsa benim o 2 kişiye toleransım olmaz.  Karabük Belediyesi olarak ne gerekiyorsa yaparım. Ben müteahhitlere falan yardım etmiyorum. Benim yardımım vatandaşlara. O 150 kişinin hakkını korumakta benim vazifelerimden birisi. Sıkıntı burada. Bu şekildeki kentsel dönüşümler yanlış. Bu mahallemizin kentsel dönüşümünü çözeceğiz. Ben 5 yıl içerisinde Dökecek Mahallesi'nin yenileneceğine inanıyorum.

Yağmur Suyu Drenaj Projesi
Geçenlerde okudum 10 dakikada 30 kg yağmur yağmış. Altyapınız ne olursa olsun bu suyu alamazsınız.  10 dakika içerisinde her yer bir gaz yağı tenekesi yüksekliğinde suyla dolmuş oluyor. Bunu hiç bir drenaja aldıramazsınız. Ama tabi bizim drenaj çalışmamız ile ilgili çok ciddi bir çalışma yaptık. Şuanda tam 85 km'lik yağmur sularıyla ilgili çalışmamız elimizde. Şuanda acil diyebileceğimiz 2-3 nokta var. Tabi bunu da yıllara yayacağız. Ben size şöyle söyleyeyim. Ben yalnız bu projeyi yapıp görevimi tamamlasam Karabük'ün 100 yıllık problemini çözmüş olurum. Ben inşallah bu 5 yıl içerisinde Yağmur Suyu Drenaj Projesini tamamlamak için ne gerekiyorsa yapacağım. Bu projenin bugünkü maliyeti hemen hemen 80 trilyon lira civarında. Bizim ölçeğimizdeki hiç bir belediyenin 5 yılda 80 trilyon liralık proje yapmaya gücü yetmez.  Biz bunun çok daha farklı maliyet hususlarını ortaya çıkartarak, imalatların çoğunu kendi içimizde yaparak Karabük'ün bu problemini çözeceğim. Dediğim gibi biz bu projeyi 5 yıl içerisinde Karabük'ün hizmetine sunabilirsek Karabük'ün yağmur suları ile ilgili çok büyük bir problemini çözmüş oluruz ve Türkiye'de de örnek bir şehir oluruz. Türkiye'de yağmur suları ile ilgili problemi çözmüş hiç bir şehir yok. Bu proje 80-100 trilyon liralık proje. Benim hedefim ise bu projenin tamamını 20 trilyon liraya mal etmek.

Namık Kemal Mahallesinden, Atatürk Mahallesinden Hastaneye Gidiş Mesafesi 10 Dakikayı Almayacak
Bizim çok yakında Karabük Mahallesindeki asansör kulemizin ihalesi yapılıyor. Namık Kemal Mahallesinin yine asansör kulesi ihalesi yapılıyor. Ben size şöyle söyleyeyim Namık Kemal Mahallesinden, Atatürk Mahallesinden hastaneye gidiş mesafesi 10 dakikayı almayacak. Yine çok yakında bir 100. Yıl Mahallesinde Kitap Kafe açılmış olacak. İnşallah bayramdan sonra sırayla açılışlarını yapacağız. Yine Emekli Evimizin açılışını yapacağız. 5000 Evler 40 nolu caddede park açılışı yapılacak. Yine kent meydanına resim galerisi düşüncemiz var. Orada güzel bir galeriyi oluşturabilirsek sanatsal olarak meydana güzel bir aktivite ve görsel kazandırmış oluruz.  Yine en büyük arzularımdan birisi kent meydandaki Atatürk anıtının etrafındaki düzenleme ile ilgili. Orası ile ilgili çok yakında bir çalışma yaptıracağım. Oraya güzel bir peyzaj çalışması gerekiyor. Tabi bazı arkadaşlarımız seçim döneminde o meydana şelaleler yapmıştı. Ama Karabüklü dedi ki siz bu işi yapamazsınız. Bu meydan bu şekilde kalacak dedi ve onlara da yol vermedi.

Eğer Medya Mensubu Olarak Aynı Saatte, Aynı Yerde Olmak İstemiyorsanız Lütfen Mevcut Tören Alanını Farklı Saatlerde Kullanın
Tören alanımız artık resmi olarak kent meydanı oldu. Geçenlerde Gazeteciler Cemiyeti bir kutlamalarından dolayı eski tören alanını kullandı. Yine bir kısım gazeteciler ise yeni tören alanını kullandı. Ben buna anlam veremiyor. Eski tören alanını tercih etmelerinin sebebi ne? Ondan sonra medya mensupları olarak bize "Birlik olsun, beraberlik olsun, kavga etmeyin" diye gazeteci arkadaşlarımız yıllardan beri bize telkinlerde bulunuyor. Eğer medya mensubu olarak aynı saatte aynı yerde olmak istemiyorsanız lütfen mevcut tören alanını farklı saatlerde kullanın.

Filyos Limanı
Bir bölgenin hakkını savunmak, bir bölgenin kalkınmasını sağlamak bambaşka bir olay. Filyos Karabük'ün, Bartın'ın ve Zonguldak'ın hayat suyu olacak. Öyle bir dar alana yerleşmiş ki. Karabük'ün artık genişleme şansı yok. Tabi biz sanayide gelişim ile ilgili on yıldan bu tarafa Eskipazar Organize Sanayi'nin üstünde duruyoruz. Söyleye söyleye kısmi bir biçimde çalışmalar yapıldı. Şuanda kapalı devre, tamamen tıkanmış bir vaziyette beklemede. Zaten Eskipazar Organize Sanayi Filyos ile büyür. Çünkü tren ile Filyosa'a ulaşım çok düşük ücretle olacaktır. Ayrıca Karadeniz otoyolunun oradan geçmesi de artık bir avantaj sağlayacaktır. Bu iki avantajı bir araya getirdiğiniz zaman 30 bin dönüm  araziye kurulmuş bir Organize Sanayi idi benim hayalim. Ama o kadar dar çerçevede düşündüler ki. Tabi bu bir vizyon olayı. O dönemin Ticaret Odası Başkanını defalarca uyardım. Bakan dostum vardı o da "En az 15 dönüme çıkartın" dedi. Onu bile beceremediler. Çok kısıtlı bir rakamda tutuldu. Bildiğim kadarıyla şuanda Organize Sanayi'nin şuanda başlangıcı 3 bin dönüm. 30 bin dönüme taşıyacağınız sanayiciler ile 3 bin dönüme taşıyacağınız sanayiciler farklı olur. 3 bin dönümlük arazide 100 dönümlük, 200 dönümlük parseller yapardınız ama 30 bin dönümlük bir yatırımda 2000 dönümlük arazi isteyenlere de yer verebilirsiniz. 3 bin dönüm üzerine toplayacağınız sanayide hiç bir zaman başarılı olamazsınız. Organize Sanayilerin de yüzde 80'i dolmadıktan sonra genişleme alanlarının statü gereği sınırlarını açamazsınız. Biz Eskipazar Organize Sanayiyi işsizliğe çare olması için ve dışarı açılma boyutuyla istemiştik. Buraya Türkiye'nin her yerinden yatırımcı gelebilirdi. Öyle bir merkez seçmiştik. Bunun da tamamlayıcı unsuru Filyos Limanı'ydı. Biz bu programı çok ciddi ele almış olsaydık. Bugün en azından 7 bin kişiye iş verme imkanı ortaya çıkardı. Bu rakamlar ile birlikte Karabük'te işsizlik oranı yüzde 2lere düşerdi. Karabük'teki işsizlik oranı şuanda yüzde 20lere yakın. Bunları yaptıktan sonra tanıtım broşürleri ile birlikte bu Organize Sanayi'yi çok iyi tanıtırsınız. Eflani'ye yapacağınız bir havaalanı ile Eskipazar'a yapacağınız bir Organize Sanayi'yi tam mükemmel bir hala götürürdünüz. Tabi bunların hepsi bir öngörüydü. Karabük'te biz insanların bakış açılarını büyütemiyoruz. Sıkıntı burada.

Filyos Limanı'nda şu anda mevcut kullanılabilecek arazi 3 bin dönümün üzerinde. Biraz daha uğraşmış olsanız 1000, 2000 dönüm daha arazi katabilirsiniz. Burada her şeyden evvel liman ile beraber lojistik köy yerleştirmeniz lazım. Bu lojistik köye de en azından 3-4 bin dönüm yer lazım. Biz Eskipazar'a da ikinci etken olarak bu lojistik köyü taşıyabilirdik. 30 bin dönümünü ben "Lojistik stoklama olarak kullanalım" dedim. Filyos ile ilgili gelişmeler çok hızlı devam ediyor. Bölgenin bu işi çok iyi takip etmesi gerekirdi. Şimdi burnumuzun dibinde bir şeyler dönüyor. Karabük'ün, Zonguldak'ın, Bartın'ın hiçbir şeyden haberi yok. İşin garip tarafı bura ile ilgili bir lobi oluşturamıyoruz. En son benim gittiğim toplantıda en vurgulayıcı cümle "Bundan Tayyip beyin de bilgisi var" dı. Ben bilgisi olduğunu da inanmıyorum. Bunu söylediği zaman herkes susuyor.  Kendi haklarımızı savunacağımız yerde dahi hepimiz susuyoruz.  Bu bizim yıllardan bu tarafa verdiğimiz bir mücadele. Böyle bir endüstriyel bölge düşüncesi tamam mükemmel olabilir. Devlet sırtından bazı planlamaları atar. Buda çok doğru bir olaydır. Ama hiç bir çağrı yapılmadan "bir kişi talep etmişti " deyip burayı veriyorsunuz. Bu firma öncelikle Kardemir'in ve buradaki sanayicilerin rakip firmasıdır. Bizden bacasız sanayi isteyebilir. Şart koyar. "Ben burayı endüstriyel bölge yapacağım ama bacasız sanayi yapacaksanız size burayı verebilirim" diyebilir.   Ama çok hayati bacalı sanayiler de vardır. Türkiye ekonomisine katkıda bulunacak. Onları da değerlendirmesi lazım devletin. Sen Demir Çelik firmalarının rakip firmasına buradaki idareyi verdiğin zaman buradaki Kardemir ve demir çelik fabrikaları buradan ne kadar istifade edebilir. Buradaki sıkıntı burada. Yoksa o arkadaşımız da Türkiye'de çok başarılı bir iş adamı . Ama ben neden kendi payımı, hakkımı ona vereyim. Maden şehitleri onun memleketinden mi gelmiş? Demir Çelik ile ilgili Türkiye'nin her yerinde iş yapmış adamlar onun memleketinden mi yetişmiş. Burada bir bölgenin hakkını yiyorsun, maden şehitlerinin hakkını yiyorsun, Demir Çelik'e ömrünü vermiş adamların hakkını yiyorsun. Bunların hakkını savunacak milletvekillerinin sesi bu kadar az çıkmamalı. Sosyal medyada sürekli olarak kendilerini görüyorum. Çıkıp "Biz Karabük'ün hakkını yedirmeyiz" demeleri lazım. Diyebiliyorlarsa benim için hepsi büyük milletvekilidir. Diyemiyorlarsa bölgenin hakkını yediriyorlar. Muhalefet ve iktidar ayırmıyorum. Önümüzdeki ilk seçimlerde herkes dersini alıp gider. Biz bölgeyi terk edip sahillerde, İskenderun'larda yaşamayı bilmiyor muyduk. Biz memleketimizi terk etmedik, buradaki sanayiciler memleketini terk etmedi. Demir Çelik bütün bölgeye hizmet vermeye devam ediyor.  Sen ne yapıyorsun? bunun seyircisi kalıyorsun ve bir taraftan da bunun savunucusu oluyorsun. Sesini bile çıkartamıyorsun. Milletvekilleri ne iş yapar ben bunu bilmiyorum. Bir tek şuna inanıyorum Mehmet Ali bey ciddi bir şekilde bu konu ile ilgilenebilir. Çünkü konu ile ilgili oradaki tepkilerin hepsini tarttı. Konu ile ilgileneceğini de söyledi. Tayyip beyin bu firma ile ilgili bilgisinin olduğuna da inanmıyorum. Ülkenin o kadar sorunu varken Cumhurbaşkanı bir firma ile mi ilgilenecek?  Bizi saf yerine koyuyorlar.

Burada milletvekillerine büyük iş düşerdi. Karabük'teki işsizlik durumu ortada onlara çare bulun. Şuanda ben 4 aylık Belediye Başkanıyım bana iş müracaatı 2.500'ü geçmiş. Eskiden belediyeden iş istemeye geliyorlardı şimdi bize nereden iş bulursan bul diye gelenler var. Bölge milletvekilleri ne iş yapıyorsunuz siz? Elinizde 1-2 sene içerisinde Karabük'ü çok rahat ettirebilecek olguları bile elinizden dışarı çıkartıyorsunuz.  Bunun ne mücadelesini veriyorsunuz siz. Ben defalarca söyledim. O dönemki Ak Parti İl Başkanına "Gidin biz Mehmet Ali Şahin beyi Karabük milletvekili istiyoruz deyin" dedim. Bu lafım çoğu arkadaşlarda alınganlık ortaya çıkarttı.  Yine biz Mehmet Ali Şahin beyden milletvekili olmamasına rağmen çare bekliyoruz. Bu sizin yapacağınız iyi bir lobi çalışması ile olurdu. Bu olayı son gün konuşmazsınız. Bu olayı baştan sona kadar takip edersiniz. Siz Filyos Limanı Endüstriyel Bölge ilan edilirken ne iş yaptınız? Hepsi haberim yok diyebilir. Eğer sizin derdiniz bölge meselesi ise "Benim haberim yoktu" diyemezsiniz. Burası Endüstriyel Bölge ilan ediliyor. Bir tane Daire Başkan Yardımcısı gelip size brifing veriyor ve siz Endüstriyel Bölge olduğunu öğreniyorsunuz. Aynı şekilde Ak Parti il başkanı. Sizin işiniz yalnız kurumlar içerisinde terfileri yaptırmak, dışarıdan gelen insanları atamak veya kendinize yakın çevrelere iş tedarik etmek mi? Ben bunları kesinlikle bir siyasi olarak konuşmuyorum. Ben bölge için konuşuyorum. Ben bakıyorum Ak Parti İl Teşkilatı'nın tek yapmış olduğu hadise hastanede personel atanacak il başkanlığından geçiyor. Bırakın kardeşim ya. Gelin hep beraber Karabük için çalışalım. Bırakın bunları kurum amirlerine kimi atıyorsa atasın. Siz asli vazifenize dönün. Karabük'te icraat dediğimiz en büyük proje Filyos Limanı, ikincisi Eskipazar Organize Sanayi. Daha hala Eskipazar Organize Sanayiye kamulaştırma bedelini çıkarttıramadınız. Nasıl olacak bu iş. Ben kendilerine buradan söylemiş olayım. Alınırlar, alınmazlar. Karabük'te bu yara gittikçe büyüyor.  Ekonomik krizde var anlıyorum herkes sabrediyor. Esnaf şu anda kan ağlıyor ama sabrediyor. İşler açılacak diye bir umutla bekliyoruz. Ama sen elindeki kuşu kaçarken görmezsen bizde böyle konuşuruz.  Ben milletvekili ayırmıyorum. İktidar ve muhalefet milletvekilleri aynı şekilde bu işten sorumlu. Siyaset meydanlarında insanlara iş bulmak, Karabük'ün hakkını savunmak kolay. Bunların icraatı olması lazım. Ama bana göre bu olay bitmiş. Ben buradan bölge milletvekillerinin bu işin düzelmesi için ne gerekiyorsa yapmalarını ve bölgenin haklarını bir iki kişiye yedirmemelerini kendilerinden bekliyorum.

Kardemir'in tabi bir sessizlik var. Kardemir'in sessizliğinin sebepleri belli. Kardemir ne yapıp edip Filyos Limanı'ndan bir iskele sahibi olması lazım. Çünkü bu bölgedeki en büyük kullanıcı Kardemir. Bildiğim kadarıyla Filyos Limanı'nın kapasitesi 25 milyon ton. Bunun 5 ila 6 milyon tonunu Kardemir'in kullanması söz konusu ki demek ki 5'te 1 oranını Kardemir kullanacak. Eğer sen burada Kardemir'e 1-2 iskele tahsis etmezsen birileri Kardemir'in sırtından haksız yere para kazanacak. Sen bunun yapım maliyetlerini Kardemir'den iste veya sen kendi iskelelerini yap, bana da yıllık şu bedeli öde. Kardemir olarak ta burayı sen kullan deyip  bir kere Kardemir'i kesinlikle rahatlatması lazım. İkinci hadise Kardemir'e hedef bir yatırım göstermesi lazımdı ki hedef yatırım olarak bacalı veya bacasız sanayi olarak savunma sanayi olarak burada gerçekleştireceksin. Al sana iskele, al sana fabrika yeri. Kardemir yönetiminin bununla ilgili bir talebi olacaktı ve siyasiler de bunu sağlayacaktı. Şuanda biz kendi haklarımızı korumakta çok geriden gidiyoruz.

Kardemir'in şu anda bağımsız yöneticileri var, bağımsız yönetim kurulu üyeleri var. Tabi bu üyelerin menşei siyaset dayanaklı.  Bunlar kalkıp ta farklı sansasyon haberlere yol açan konuşmalar yapacaklarına veya her gün medyada bambaşka haberler ile ortaya çıkacaklarına madem siyasi gücünüz var gidin Filyos Limanı sorununu halledin.  Filyos Limanı ile ilgili bir tane açıklama görmedik ama bir gazeteciye bile yönetim kurulu üyeleri ile cevaplar verebiliyorsunuz. Medyada içler acısı haberler çıkıyor, raporlar yayınlanıyor. Buradaki asıl gaye ne? Buradaki asıl gaye Kardemir'i en yüksek seviyeye mi çıkartmak? Yoksa siyaset, Kardemir'den bazı zafiyetlerden faydalanmak mı? Akla gelen soru bu olur. Benim yönetim kurulu üyelerinden beklentim eğer sizin siyasi bir dayanağınız varsa, siyasetçiler ile bu kadar içli dışlıysanız, onlar  ile beraber oturup kalkabiliyorsanız herhalde Filyos Limanı sorununu çözmek de o kadar büyük bir sorun değildir. Neden bunu çözmüyorsunuz? Şu anda Demir Çelik'te 2-3 türlü yapılanma çalışması var. Birincisi siyasi olarak yapılanma çalışması var. Çok yanlış ve tehlikeli bir şey. Diğer bir hadise ise eğer ticareti yapılandırmaya çalışıyorsanız da bu işi bilmeyen insanlar ile ileride telafisi edilemeyecek zararlar ortaya çıkartırsınız.

İşçi ile ilgili performans değerlendirmesini profesyonel bir kuruluşa verip yaptırırsınız. Ticaret ile ilgili performans değerlendirmesi yaptırabilirsiniz, eksiklerinizi noksanlarınızı çok güzel bir şekilde tespit edersiniz. Bu tarz raporları biz görmek isteriz. Ama yapının içerisinden eğer birileri rapor düzenliyorsa düzenlenen bu rapor kesinlikle bir performans değerlendirmesi değildir. Bu yalnızca jurnal, istihbarat ve birilerini baskı altına alma yöntemidir. Kim yaparsa yapsın, kim yaptırırsa yaptırsın bu tip raporlar o kadar sakıncalıdır ki ileride telafisi olmayan sonuçlar doğurur. Ben Belediye Başkanı olmadan önce mevcut müdürler ile ilgili iyi bir çalışma yaptırdım. Seçildiğim gün cebimde o vardı. Kim ne yapıyor, kim ne gidiyor, kimin karakteri nedir, kimin karakteri ne değildir ben bunu biliyordum. Eğer ben tekrardan o bünyenin içerisine girip de  benim kendime siyasi olarak yakın görmüş olduğum birisine böyle bir değerlendirme yapmış olsaydım çok büyük hatalar yapmış olurdum. Neden? O kişiselleştirecekti olayı. Kurum içerisinden biri bu değerlendirmeyi yaparsa olayı kişiselleştirecektir.

Şu anda Demir Çelik çok tehlikeli boyutlarda gidiyor. Bu işin çok kısa bir süre içerisinde mutlaka çözülmesi lazım. Bana yapılan tavrı ben Demir Çelik mevzu olduğu zaman kesinlikle farklı bir düşüncem olmaz, ön yargım da olmaz. Ben size şöyle söyleyeyim Mustafa Yolbulan ile Murat Yolbulan benim hakkımda "Bizi bu şekilde hitam etti" diye dava açtı. Kardemir mevzusu olduğu zaman ben kendileriyle oturur konuşurum. Davalarına da devam etsinler. Ben bildiğim doğrudan başka hiç bir şey söylemem. Onların bu işe sahip çıkması gerekir. Bize de düşen bir görev varsa ne yapmamız gerekiyorsa yaparız. Burada ticaretin kavgası olmaz, siyasetin de kavgası olmaz. Siyasetin kavgası propaganda sonrası biter devam etmez. Siyaseten söylenen sözler vardır. Siyaset bittiği gün o da biter. Bizde tecrübeler yaşadık. Battık çıktık her şeyi yaşadık ama şuanda benim size söyleyeceğim Demir Çelik sağlıklı bir yere gitmiyor. Yönetici arkadaşlar sen bunu neden konuşuyorsun diyebilirler. Ben kendilerine bir şey anlatayım. Biz Karabük'te büyük bir Metal ve Çelik İş olayları yaşadık. Karabük'ün sağlığı ve selameti ile ilgili elimden ne geliyorsa yaptım .  Her türlü zorluğa katlandım hatta en sonra 1.500 kişi işten çıkartılıyordu o akşam Vali, Emniyet Müdürü her kesi toparladım bu işim önünü kestim olayı kapattım. Şöyle söyleyeyim benim teşkilatım dahi Metal İş'te olduğu halde "Çelik İş Karabük'ün bir markasıdır" dedim ve Demir Çelik'in bu problemleri çözmesi için ne gerekiyorsa yaptım. O sebepten Demir Çelik'e sizin karıştığınız kadar benim de karışma hakkım var. Ben bu şehirde yaşadım. Demir Çelik'ten vergimi alıyorum. 5-6 bin kişiye ekmek veren bu müessesenin hakkını korumak için ne gerekiyorsa yaparım. İster hissedar olayım, ister olmayayım. Benim için değişen bir şey olmaz. Ben şuadan Karabük Belediye Başkanı olarak asli görevimi yapıyorum.  İkinci greve gidiliyorken Cengiz Gül beyi Ankara'dan davet ettim. Mutullah bey, Kamil bey toplantı yaptık ve o akşam anlaşmaları ile ilgili muvaffak olduk grev tabelasını astırmadık.  Biz bu konuların içerisindeydik. Bağımsız yönetim kurulu üyelerinin bunları bilmesi gerekiyor. Yine Demir Çelik'in önünde bir HES projesi vardı. O tarihte rahmetli Mutullah bey çok büyük tepki gösterdi. Bu bizim Demir Çelik'in çalışmasını engeller dedi. Bana geldiler tüm kurumlar imza atmış tek belediyenin imzası kalmış. "Tüm kurumların imzası var. Bunu imzalamaya mecbursun" dediler. "Ben noter falan değilim" dedim imzayı atmadım. Demir Çelik ile anlaşın sonrası kolay dedim. Sonra 1 ay sonra tekrar geldiler. Bu sefer çok daha tehditkar konuştular o zaman hepten kafam attı. "Demir Çelik ile anlaşın öyle gelin. Diğer başka bir şey mi düşünüyorsunuz. Her şey serbest ama ben bu imzayı atmıyorum" dedim.  Sonra Demir Çelik gitti HES projesini satın aldı. Ne kadar doğru yapmış. HES projeleri yüzde 60 verimlilik ile çalışması lazım yoksa kedi borçlarını dahi ödeyemez. Sonra su sıkıntısında Kamil beye sordum "HES'i ne kadar verimlilik ile çalıştırdınız?" diye. "Demir Çelik'in suyu kesilmesin diye HES'i yüzde 30 verimlilik ile çalıştırdık" dedi. Biz bu mücadeleleri verdik. Şimdi bağımsız yönetim kurulu üyelerine bizi sorgulamak düşmez ki.

Benim en büyük tavsiyelerimden birisi hızlı bir şekilde yan yana gelip siyasetten gelen yönetim kurulu üyelerine belirli vazifeler verelim. Demir Çelik'in iç idari yapısından biraz uzaklaşmaları gerekiyor. Hele siyasi yapılanma onlar için çok daha tehlikeli . İleride telafisi mümkün olmayacak sıkıntılara yol açacağını ben buradan söyleyeyim. Demir Çelik'te her yapıdan insan çalışacak. Bunların siyasi görüşü de kendisinindir. Hiç fark etmez, Chp'li veya Ak Partili bir arkadaşımı sorgulamaya kalksınlar beni bu memlekette Belediye Başkanı olarak karşılarında bulurlar. Eğer İşinden yana birini sorguluyorlarsa da ben Demir Çelik'in yanındayım. Onun için bağımsızların çok daha iyi düşünmeleri, çerçevelerini çok daha iyi çizmeleri gerekmektedir. Demir Çelik'e bir şeyler katmaya geldiyseler ise Karabük'ün geleceği ile ilgili çok ciddi projeleri ele alıp siyaset ayağında tamamlamalarını ben kendilerine tavsiye ederim. ister bunu Demir Çelik'i dizayn etme olarak kabul etsinler, ister şekillendirmek olarak kabul etsinler ama nihai şekillendirme bu olacak. Bunu da herkes bilsin. Eğer Filyos'tan bir iskele sahibi olamıyorsak sorumluları kendileridir. Biz bunları dostane bir şekilde konuşmuş oluruz. Yarın daha da farklı şekilde konuşabilirim. Hiç benim bir sıkıntım yok. Çünkü kendilerinden benim hiç bir beklentim yok. O raporda benim şirketlerim yazılıyorsa da o raporu yazan arkadaşın yetersizliğinden, bilgisizliğinden ve cahilliğinden. Çünkü şuanda Demir Çelik Fabrikaları ve metal fabrikaları yapabilen, özellikle metal fabrikası konusunda krom, siliko manganez gibi türevleri yapabilen dünyada 5 tane fabrikadan bir tanesiyiz biz.  O rapordan yazılanların hiç birisi kendi şirketim üzerine en ufak bir algım yok. Çünkü onu yazan arkadaşımızın hiç bir teknik bilgisi olmadığı ortada. 35 tane fabrika yapan bir şirketin yeterliliği sorgulanamaz. Benim firmamda şuanda 45in üstünde mühendis kadrosu çalışıyor. Her biride ona ders verecek nitelikte. Onun benim hakkımda rapor tutması falan beni bağlamaz.

Ben tüm hemşerilerimin Kurban Bayramını şimdiden tebrik ederim. İnşallah bir dahaki bayramlarda birlikte olmayı Allah bize nasip eder. Herkese selamlarımı sunuyorum.

Paylaş

Kapat